Neden gittiğimiz herhangi bir şehirde ayağımızı uzatıp cafelerde insanları seyretmek varken müzelere koşuyoruz? Neden gittikçe ağırlaşan çantamız ve ağrıyan belimize rağmen resimlerin karşısında inatla dakikalarca durduruyoruz? Hiç bir zaman olmayacağını bilsek de gizlice çok beğendiğimiz  o tablolara sahip olmanın hayallerini kurduran şey nedir? Neden resimleri seviyoruz? Veya daha da önemlisi neden onlara sanki fiziksel bir gereksinimmiş gibi ihtiyaç duyuyoruz?

Sanatın sanatı üreten kişininki dışında hayat kurtardığı durumlara çok sık rastlamıyoruz. Evet, Piero della Francesca’nın Diriliş tablosunun 2. Dünya savaşı sırasında Toskana’nın küçük bir kasabası olan Sansepolcro’yu İngiliz bombardımanından kurtardığı bilinir. Aldous Huxley’nin bir kitabında “dünyadaki en muhteşem resmin” bu şehirde olduğunu okumuş olan İngiliz komutan Antony Clarke resmin zarar görmemesi için bombalamayı durdurur ve düşman kuvvetlerinin zaten terk etmiş olduğu kasaba ve sakinleri zarar almadan kurtulur. Her ne kadar etkileyici olsa da sanatın gerçekten hayat kurtardığı çok fazla örnek bulamayız.

Peki; sanat hayatımızı kurtarmasa bile bize daha iyi bir insan olmayı öğretebilir mi? Van Gogh’un “Soğanlarla natürmort”unu görüp hayatta basit şeylerden de mutlu olunabileceğini farketmemek veya Caspar David Friederich’e bakarken tüm çabalarımız ve gittikçe şişen egolarımıza karşı aslında dünyanın karşısında ne kadar küçük ve savunmasız olduğumuzu düşünmemek mümkün değil. Aynı şekilde Jacques Louis David’in Horataii Yemini tablosuna bakarken cesaret ve birliktelik gibi erdemleri özenmek çok normal bir tepki. Resimler çoğu zaman bize daha iyi biri olmakla ilgili önerilerde bulunur. Kendimizde görmek istediğimiz ama her zaman da sahip olamadığımız o yüce karakter özelliklerini  kulağımıza çalınan herhangi bir tavsiyeden daha güçlü bir şekilde anlatır. Ancak bütün güzelliklerine rağmen resimlerin    üzerimizdeki gücü maalesef sınırlıdır. Hitler ve Goering’in büyük sanat hayranları olması, insanlık tarihi için yüz karası konuşmaların yapıldığı Carin Hall’un eski ustaların başyapıtları ile bezeli olması resimlerin bir anlamdaki aczini gösterir. Dünyanın en etkiliyeci tablolarının altında en utanç verici suçlar islenmiştir.

Abbey in the Oakwood İlk sorumuza dönecek olursak, eğer resimler hayatımızı kurtarmıyorsa, veya bırakın hayat kurtarmayı bizi her zaman daha erdemli bir insan bile yapamıyorsa onlara niye ihtiyacımız var?

Reklamlar