1600lü yılların başında Galileo Galilei Jupiter gezegenin şu an bilinen 63 uydusundan en büyük 4 tanesi geliştirdiği teleskobuyla buluyor. Bu uydular Güneş sisteminde Güneş ve gezegenlerin dışında en büyük gök cisimler. Ama daha da ilginci bu uydulara verilem isimler: Io, Europa, Ganimedes ve Kalisto.  Bu isimler tanıdık gelmiştir tahmin ediyorum: Io, Europa, Ganimedes ve Kalisto Jupiter’in (Yunan mitolojisindeki adıyla Zeus) sevgilileri (veya Zeus muhtelif cinsel maceralarına kurban giden ölümlüler de diyebiliriz).

Zeus’un çapkınlık hikayeleri bir çok sanatçı için çekici bir konu olmuş. Özellikle de Coreggio ve François Boucher gibi yarı erotik konuları işlemeyi tercih eden sanatçılar gibi saygınlık kaybetmeden cinsellik göstermenin iyi bir yolu. Coreggio (Antonio Allegri da Correggio 1489 – 1534)  geç Rönesans döneminde çalışmış olmasına rağmen işlediği eroitk konular, ve resimlerindeki tensel özellik yüzünden Rokoko sanatını önceleyen bir sanatçı olarak da biliniyor. Coreggio’nun Ovid’in Metamorfozu üzerine çalıştığı 4 resimden oluşan bir “Jupiter’in aşkları” serisi var.

Bu resimlerden bir tanesi Io ve Jupiter. Jupiter’in bütün çapkınlık hikayelerinde olduğu gibi Io çok güzel ama bir sebepten dolayı Jupiter’in ona yaklaşmasını reddeden bir bakiredir. Jupiter bir taraftan Io’yu ağına düşürmeye bir taraftan da kıskanç karısı Juno’dan ( Yunan mitolojisinde Hera) saklanmaya çalışır. Bu macerada çözümü Io’ya bir duman bulutu halinde gelerek sahip olmakta bulur. Daha sonra Juno farketmesin diye Io’yu güzel bir buzağıya çevirir.

Coreggio tam da Io’nun Jupiter’e kendini bıraktığı anı resmetmeyi seçmiş. Jupiter’in dumandan kolu Io’nun beline dolanmış, duman bulutunun içinde belli belirsiz görünen yüzü Io’nun ağzına iyice yaklaşmış, Io ise biraz mahçup bir kabullenme ile başını geriye atmış, bir kolu ile kendini saran dumana sarılıyor. Dumanın koyu rengi, çevreye hakim olan toprak renkleri arasında Io’nun fil dişi teni adeta parlıyor. Bu dikey kompozisyonda gözümüz Io’nun resmin ortasında beyaz çarşaf üzerinde daha da görünür hale gelen kalçalarından başlayarak yukarıya, Jupiter’in dudaklarına yükseliyor. Coreggio; Io’nun hafifçe yere basan ayağında, ileriye uzanmış elinde, kalçasındaki gamzede ve sırt çizgisindeki kaviste çok  zarif ama bir o kadar etkileyeci seksi detaylar yakalamış ki ister istemez hikayeyi (ve sonradan Io’yu bekleyen felaketleri) unutabiliyoruz. Biz de aynı Jupiter giib Io’nun güzelliği karşısında her şeyi unutup suça ortak oluyoruz. Fakat yine de Coreggio sonradan olacakları bize hatırlatmak istiyor ve resmin sağ alt köşesine toprak renkleri arasında belli belirsiz görünen bir buzağı başı koyuyor.

Bu serinin bir başka resmi de yine Galileo aylarına adını veren başka bir mitolojik kahramanın öyküsünü anlatıyor: Ganimedes

Zeus çapkınlıkları tabii ki kadınlarla da sınırlı kalmıyor. Bir prens olan Ganimedes öyle bir güzelliğe sahip ki   Zeus’un dikkatini çekiyor. Zeus da onu tanrılara kadeh taşıması ve kendi sevgilisi olması için bir kartal kılığında kaçırarak (veya kaçırmak için bir kartal göndererek) Olimpos’a taşıyor.

Coreggio’nun tablosunda yine o yarı erotik tonu görüyoruz. Ganimedes bu resimde, aynı konuyu Rubens ve Rembrandt işlendiğinde betimlediği gibi vahşice kaçırılıyor gibi görünmüyor. Diğer resimlerin aksine burada Ganimedes etine geçmiş kartal pençeleri görmüyoruz, Ganimedes adeta onu almak için gelen kartalın boynuna sarılmış memnun bir şekilde göğe yükseliyor. Bu sırada da bize davetkar bir bakış atıyor.   Ganimedes’in yuvarlak sayılabilecek hatları, belirgin kasları olmayan kolları, kıvırcık saçları ve pembe yanakları ile feminen özellikle taşıyor. Hiç konuyu bilmesek bile resmin içindeki erotik tonu kaçırmak neredeyse imkansız.

Galileo aylarına isimleri veren diğer iki mitolojik kahramanının; Europa ve Kalisto’nun da en az Ganimedes ve Io kadar etkileyici hikayeleri var. Onların hikayelerini de Rokoko’nun ustası, 15. Louis saray halkının tercihi, Madame De Pompadour’un gözdesi François Boucher’den izleyebiliriz.

Reklamlar