Belki ben geç kalmışımdır, belki de herkese çoktan malumdur ama ben bu durumu bir kaç ay önce Prado’da gezerken farkettim. Zaten kaçırmak imkansızdı, neredeyse odadaki tabloların hepsinin altında şöyle yazıyordu: Peter Paul Rubens & Jan (veya Velvet) Bruegel (the Elder).  Amsterdam merkezli kardeşi Hollanda sanatının aksine, İspanya Habsburg imparatorluğu altındaki Antwerp merkezli Flemenk sanatının çok önemli bir özelliği ressamlar arasında uzmanlaşma  ve belirli konularda uzman ressamların ortak çalışarak resimlerin ilgili kısımlarını yapmasıymış. Bu tip işbirlikleri arasında en ünlüsü yukarıda belirttiğim Rubens ve Bruegel ikilisine ait. Buradaki durum başka sanatçılarda gördüğümüz usta ve atölyesi ilişkisi durumu değil. Bruegel ve Rubens dönemin eşit derecede ünlü ve önemli iki ressamı. Bruegel manzara, hayvanlar ve daha da önemlisi bitkiler üzerinde uzmanlaşırken, Rubens de figür çizimleri biliniyor. Bu ortaklıktan da ikisinin de güçlü yönlerini bir araya getirdiği çok etkileyici resimler çıkıyor. Aşağıda duyular serisinden örnekler var. Tablolardaki figürler Rubens’e geri kalanlar Bruegel’e ait.

İlk resmimiz “Görme Duyusu”. Resimde 17. yüzyıl Flemenk sanat geleneğinin bir kolajını görebiliyoruz.  Parçalara ayırsak solalt köşede parlak metal objeleri ile bir Clara Peeters olabilecek natürmort köşesi, her taraftaki resimler dönemin Galeri resmi geleneğine uygun ve tabii resmin içindeki bu resimler de tanıdık. Sağ alttaki Madonna tablosu da yine bir Rubens ve Bruegel işbirliğinin sonucuna benziyor.  Aynı seriden “Koku Duyusu”nu da aşağıda bulabilirsiniz. 

Rubens’in tek beraber çalıştığı kişi Jan Bruegel the Elder değil tabii ki. Canlı hayvan ve av hayvanlarında uzman olan Frans Snyders ile ortak yaptığı resimler. Mesela buna da bence çok etkileyici br örnek Kunsthistoriches’teki Medusa. Medusa’nın yüzü Rubens’e ama saçlarından kıvrım kıvrım çıkan yılanlar, ve kesilmiş kafayı çevreleyen böcekler Synders’e ait. Medusa’nın içlerinde sadece ölüm anının dehşeti kalmış boş gözleri yeterince korkunç olmamış diyorsanız, kendilerini bu kesik uzuvdan kurtarmak için birbirini parçalayan yılanlara bakabilirsiniz.

Bu arada Snyders’i gerçekten çok sevsem ve o dönemdeki doğa bilimlerinin gelişimi çerçevesinde ansiklopedik bir detayla canlı ve ölü örneklerden yüzlerce tür hayvanı çalışmasını çok takdir etsem de bazen ustalık gösterme sevdası ilke hızını alamadığını düşünmüyor değilim. Yılanları tabii ki anlıyorum, konumuz Medusa. Onları çeşit çeşit çizdik, bir mağara ortamı olduğu için örümcek de tamam. Ama o kertenkele nedir? Orada çiyana akrebe ne ihtiyaç vardı?

Snyders’in bahsettiğim ‘hızını alama’ durumunu bir başka resimle örneklemek istiyorum. Aşağıda “Balık Pazarı” isimli tablosu var. Resim tahmin ediyorum ilgili bir loncanın duvarlarını süslemek için sipariş edilmiş ve loncanın ve dolayısıyla ülkenin zenginliğine de temsil ediyor. Sonuşta bir imparatorluğun parçası olan Antwerp’in limanlarına tabii ki dünyanın her yerinden çeşit çeşit mallar yağacaktı. Bu çerçevede tezgahtaki balıkların bolluğunu, deniz böceklerini,kabukluları hepsini anlıyorum …. ama o foklar ne? o kaplumbağalar niye orada? Bir başladı mı duramamak böyle bir şey.

Son olarak Viyana’da Gemaldegalerie’de gördüğüm bir resimden bahsetmek istiyorum. Rüya gören Silenus. Müzedeki etiketinde Rubens olarak belirtilmiş ancak resmin tamamının Rubens tarafından yapılmadığı çıplak gözle bile görülüyor. Figürlerdeki kuş tüyü dokulu fırça vuruşları ile objelerin gerçek dışı netliği resmin bu iki kısmının aynı kişi tarafından yapılmış olamayacağını gösteriyor. Köşedeki aslan Snyders’e mi ait, acaba yine bir Bruegel ortaklığı mı, veya başka bi ressam mı var diye düşünmeden edemiyorum.

 

Reklamlar