Büyük Tur aslında hepimizin yapmak istediği şey. Temel olarak çalışarak kazanmadığınız çok bir paranız ve dolayısıyla zamanınız var, bu vakti de Avrupa’yı, Antikite’nin kalıntılarını görmek ve Avrupa sanatının takip etmek için gezerek harcıyorsunuz. Bu pratik 1660larda asil İngiliz beyleri ile başlıyor, zaman içinde kuzeyin Protestan ülkelerinin zenginleri de bu furyaya katılıyor. 1840lara gelindiğinde demiryolları ile kentli üst sınıfları da içine almaya başlıyor. Büyük Turun güzergahı, yolculuğa ayrılan vakit ve bütçeye göre değişse de bu yolculuğun değişmez varış kentleri arasında Roma ve Venediği sayabiliriz.

Sanat tarihi açısından Büyük Tur; hem fiziksel obje olarak, hem de bir estetik anlayışı olarak sanatın daha geniş bir coğrayaya ulaşmasını sağlaması açısından önemli. O döneme kadar tabii ki ülkeler arasında sanat fikirleri ve eserleri yolculuk ediyordu. Sanatçılar patronaj arayışı içerisinde veya kendi sanatlarına yeni bir ilham kaynağı olacak ustaların eserlerini görmek için Avrupa’nın çeşitli yerlerine yolculuk ediyorlardı. Ancak bu çok daha kısıtlı bir çerçevede yaşanıyordu. Büyük Tur ile beraber önce sadece küçük, sonra gittikçe daha genişleyen bir kesim Klasik sanatın merkezi İtalya’ya gidip tarihi kalıntıları ve Rönesans eserlerini görebiliyor, hatta sanat objeleri (antik paralar, madalyonlar) satın alarak eve dönebiliyordu. Zaman içerisinde bazı İtalyan sanatçılar; zengin Büyük Tur turistlerinin evlerine sanat eseri götürerek bu yolculuklarını ölümsüzleştirmek ve kendi ülkelerindeki sosyal çevrelerine yeni edindikleri entellektüel kapitali göstermek gibi ihtiyaçlarına cevap vermeye başladılar. Büyük Tur turistelere hitap eden sanatçılar arasında en ünlü portreci Pompeo Batoni’dir. Batoni, resmini yaptığı kişileri genelde Roma tipi binaların önünde, çevrelerinden antikite kalıntıları ile birlikte çizmesi ile ünlüydü. Roma Batoni’nin çok sayıda eserinin Londra National Gallery’de, ve Cambridge Fitzwilliam müzesinde olmasının bir sebebi sanatınin Turdaki İngiliz asilzadeleri için ne kadar popüler olduğunun göstergesi. Günümüzde Paris’ten dönerken alınan Louis Vuitton çantalardan çok daha iyi bir prestij objesi olduğu inkar edilemez.

Pompeo Batoni, ” Sir Wyndham Knatchbull-Wyndham portresi ” 1758–1759

Pompeo Batoni, “Colonel The Hon Willian Gordon portresi”

Büyük Tur turistleri, portreler kadar vedute (tekil veduta) yani manzara resimlerine de meraklıydı. Bu tip resimler yapanlar arasında Roma’da Giovanni Paolo Panini çok ünlüydü. Pannini ( bu isimle de bilinir), büyük bir mimari detayla Roma’nın ikonik manzaralarının resmini yapmak dışında; capricci denilen, farklı klasik yapı ve kalıntıların gerçekte olmayan bir şekilde hayali bir kompozisyona yerleştirilerek resmedildiği tablolar da yapıyordu. Pannini’nin bir başka fortesi de akıl almaz bir detayda resmetme yeteneğini kullanarak, antik kalıntıları gösteren bir çok tablonun bir anda sergilendiği hayali galeriler resmetmesiydi.

Paolo Giovanni Panini;   Modern Rome, 1757

Roma’da Pannini gibi, Venedik’te de Guardi ve Canaletto sanatlarını Büyük Tura gelen asiller için üretiyordu. Canaletto, taze bir baget gibi çıtır çıtır detayları, dikey çizgileri, güneşli berrak gökyüzleriyle Venedik’in muhteşem manzalarını resmediyordu. Francesco Guardi de yine Venedik manzaraları üzerine çalışıyordu ama o Canaletto’nun netliğinin aksine resimlerinde yumuşak, flu geçişler, bulutlu gökyüzleri ve atmosferik etki kullanarak empresyonistleri hatırlatacak resimler yapıyordu.

Canaletto; Dükler Sarayı

Francesco Guardi; Venice:
The Giudecca with the Zitelle, 1780ler.

Reklamlar